Öne Çıkanlar sarımsak banka ırka alzaymır tedavi referandum

Bu haber kez okundu.

İzmir boyozunun tarihsel önemi ve bugünkü durumu

Boyoz 1492 senesinde Elhamra Kararnamesi ile İspanya’dan kovulup Türkiye‘ye gelerek önce Çanakkale Bölgesine yerleşen, daha sonrasında ise İzmir başta olmak üzere Anadolu’nun çeşitli bölgelerine göç eden Yahudi Sefaradlar tarafından mutfağımıza katılmış mayasız bir hamur işidir. Artık kullanılmamakla beraber eskiden adı ‘Yahudi Böreği’ olarak geçmektedir. Birçok bölgede adı bile bilinmeyen boyoza ‘Yağlı Un’ veya ‘Çıfıt Poğaçası’ diyenler de vardır. Boyozun ilk çıkışının kıtlık döneminde artık hamurları değerlendirmek amaçlı olduğu bilinmektedir. Çanakkale ve Anadolu bölgelerinde pek rağbet görmeyen boyoz İzmir ve çevresinde beğenildiğinden ticari bir ürün haline gelmiş ve İzmir’le özdeşleşmiştir.

Boyoz İspanyolca yazılışıyla Bollos, küçük somun ya da bohça anlamına gelen Bollo sözcüğünün çoğuludur. Judeo denilen İspanyol dilini kullanan Sefaradlar yan yana gelen iki ‘L’ harfini ‘Y’ olarak okur. 

Un, çiçek yağı ve tahin kullanılarak hazırlanan boyozu İzmir’le ilk tanıştıran kişi Kemeraltı’ndaki fırınında yıllarca boyoz pişiren Avram Yükatan olarak zannedilse de, esasen 1925-1926 senelerinde Çanakkale’den İzmir’e son göç eden, Avram’ın sülalesinden Yako Abravaya’dır. Yako ustanın haricinde Hayim, Rafael, Rüyuda ve Avram ustalar da İzmir’e boyozu sevdiren isimler olmuştur. Avram usta ilk başlarda İkiçeşmelik yokuşunda Agora’nın arka sokağında fırını olan Yako Usta’nın yanında hem hamur açıp, hem de Yako ustadan aldığı boyozları Mezarlıkbaşı’nda camekanlı tezgahında satarak ün salmıştır. Daha sonrasında ise, Avram ustanın yanında çırak olarak başlayan Süleyman usta, Hüseyin Konya ve Mehmet Konya mesleği öğrenmişlerdir. İlerleyen zamanlarda 13 yaşında Bulgaristan’dan İzmir’e göç eden Kocaman lakaplı Mustafa Akar ve Kasap lakaplı Ahmet Oral da aralarına çırak olarak aralarına katılır. 1940 senesinde Ticaret Lisesi’nde okuduğu dönemlerde önceleri Yako ustanın yanında girdi çıktıları not ederek işe başlayan Erdoğan Gürtuna da, daha sonrasında Yako ustadan işin püf noktalarını öğrenmiştir. Okulu bitirdikten sonra bankada çalışmaya başlayan Erdoğan usta, bankayı bırakıp aşık olduğu boyoz işini meslek olarak seçmiştir. Çıraklık serüveniyle bu işe başlayanlar artık birer usta olmuş ve kendileri gibi ustalar yetiştirmeye devam etmişledir. Bu vesile ile Yako ustanın bir araya getirdiği yıllarca birbirlerinden ayrılmayan Dostlar grubu oluşmuş olur. Mustafa Akar bir ara Almanya’ya gidip orada fırıncılık yapar. Oradan bir arkadaşının hediye ettiği ilk milföy makinalarından biri ile dönerek Türkiye’de ilk milföy hamuru yapan kişi olarak ünlenir. Yaptığı milföyler Dardanel firması ile Türkiye’de tanınır. Ama bu BOYOZ aşkı her şeyin önüne geçer. 1983 senesinde Erdoğan usta ile Mustafa usta, Kahraman sokaktaki fırınlarını Kıbrıs Şehitleri’ndeki fırına taşırlar. Alsancak’lılara boyozu tanıtmak için bedava boyoz dağıtırlar. Yine bu serüvende Mehmet Konya ve Ahmet Oral da yanlarındadır. 

Boyoz önceleri  Yahudi ustalarca ucuz olduğu için susam yağı ile Türk ustalar tarafından da zeytinyağı ile yapılırmış aslında. Ama susamyağı ve zeytinyağının pahalı olmasıyla birlikte ayçiçek yağı kullanılmaya başlanmış. Ama esas boyoz Turyağ’ın çıkarmış olduğu Pamuk yağı olarak da bilinen kalın yağ ile olurmuş. Tezgahlarındaki yerini alıncaya kadar 6 elden geçen boyozun yapım aşamaları, yemesi zevkli olduğu kadar, bir o kadar da meşakatlidir. Boyozun işbirlikçisi olan, az suyla 16 saat boyunca zeytin odunu fırınında pişirilerek, özel sütlü kahvemsi rengini alan yumurtaları da unutmayalım. Ticari amaçla satılan boyozlar boş olarak yapılsa da, gerçek boyoz eskiden boş yapılmazmış. Museviler, içinde soğan, biber ve patlıcan konan Arozalı (Sebzeli) boyozlar yaparlarmış. Günümüzde birçok çeşidi yapılarak, Amerika başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilen boyozun, sadeden sonra en çok tutulanı ıspanaklısıdır. Boyoz aynı adla İspanyol Sefarad kültürünün etkilerini taşıyan İspanya’da, Güney Amerika Ülkelerinden Şili, Arjantin ve Peru’da da bolca tüketilen yiyecekler arasında yer alıyor. Fransız Kruvasan’ına rakip olarak görülmeye başlanan boyoz artık okullarda ders olarak okutulmaya başlanması amaçlanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2019-2020 eğitim yılında gıda teknolojisi ile yiyecek-içecek hizmetleri bölümlerinin ders kitaplarına, boyozun da içinde bulunduğu Coğrafi İşaretler ve Türk Mutfağı başlıkları eklendi. Bu alanlarda eğitim gören 65 bin öğrencinin boyozla ilgili tüm ayrıntıları öğrenmesi amaçlanıyor. 

İzmir Ticaret Odası (İZTO), İzmir Şambalisi, Lokması ve Kumrusunun ardından, İzmir Boyozuna da coğrafi işaret tescil belgesi aldı. İzmir Boyozu, 8 Aralık 2017’de tescil edilerek 13 Temmuz 2012’den itibaren geçerli olmak üzere koruma altına alındı.. Coğrafi işaret tescili yerel niteliklerine bağlı olarak belli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunmasını sağlıyor. Böylelikle ürünler belli bir standartta üretiliyor ve taklitlerine karşı korunuyor. 

Kentte 3 bin 500 civarında boyoz imalatçısı, 10 bine yakın ise satış noktası bulunduğu bilinmektedir.  

Bir Musevi atasözü der ki: ‘Yaptığını kendin ye beğenirsen sat, beğenmezsen at’ Belki de Erdoğan usta gibi bu sözü benimseyen ustalarımız olduğu için İzmir Boyozu bizim kültür miraslarımız arasına katılmıştır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

bescort bursa bursa escort bursa escort gaziantep escort kayseri escort istanbul escort istanbul escort pendik escort izmir escort izmir escort bayan istanbul escort izmir escort