Perşembe günü Galatasaray, rakibi Fenerbahçe’ye karşı Türkiye Süper Kupa finalinde iki amaçla birden ilerleyebilir: 2012’den bu yana süregelen kupa hasretini sonlandırmak ve sezonun ikinci kez ezeli rakibini cezalandırmak.
13 yıl 8 ay. Toplam 5.019 gün. Galatasaray, 2012’nin 14 Nisan’ından beri bir kupa kaldırmadı ve bu uzun hasrete rağmen takım, o döneme ait geçmişi geride bırakmaya çalışıyor. O dönemin ardından sahneye çıkanlar ve davranışlar, artık hatırlarda yer almakla kalmadı; takımın güncel yöneticileri ve teknik ekibi, bu dönemin artık geride kaldığını ve yeni bir sayfa açmanın peşinde olduğunu vurguluyor. Türkiye Süper Kupa için sezonun bu finali, uzun hasreti sona erdirmek adına bir fırsat olarak görülüyor ve bu maç, Türkiye’deki rekabetin en üst düzey örneğini temsil ediyor.
Finalde üç maçtır kaybeden bir ekip olmak
Galatasaray, İspanyol bir başkanın 2021 Şubat’ında göreve başlamasından bu yana ilk finallerden birine çıkmaya hazırlanıyor. Takımın son finali, kulübün bu süreçteki üçüncü final kaybı olarak nitelendiriliyor; söz konusu final, bir kez daha ezeli rakibi karşısında sahne alıyordu ve bu sürece damgasını vurmuştu. O dönemin ardından gelen sonuçlar, Türk futbolunun büyük derbilerinin ne kadar çekişmeli geçtiğini bir kez daha gösterdi.
Bu süreçte, sportif direktörünün ifadeleriyle de öne çıkan bir vurgu vardı: “Kulübün mevcut hedefi, kısa vadeli başarılardan çok, Şampiyonlar Ligi’nde istikrarı yakalamak ve uzun vadeli projeyi güçlendirmektir.” “Bu takımla Şampiyonlar Ligi’ne ardı ardına iki kez katılma şansını elde etmek, daha 13 yıldan uzun bir süredir elde edilemeyen bir hedefti” diye de altını çizmişti, geçen ayın sonunda yapılan açıklamalarda. Galatasaray, bu tablonun farkında olarak, rakibi karşısında ikinci kez üst üste galibiyet arayışını sürdürmekten vazgeçmiyor; zira rakipler Katar yatırım dönemine geçiş yaptığı 2011 yılından beri bu tür bir başarıyı elde etmekte zorlanıyorlar.
Maça bir gün kala basın toplantısında, takım kaptanı Leonardo Balerdi şu ifadeleri kullandı: “Bu, kupaya giden yolun en kısa yolu olduğu açık. Bu yol kolay değil, ama zihniyetimiz var ve buna çok inanıyoruz.”





