Görev süresinin son tam yılına girerken cumhurbaşkanı, Çarşamba akşamı uluslararası gelişmelere geniş yer ayıracak; iç meseleler arasında sosyal medya düzenlemesi ve yaşam sonu bakımı konularını da unutmadan gündeme getirecek.
Ayrıcalıklı bir vedanın zamanı henüz değil. Bu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yıl mesajını Türkiye’ye ileteceği geleneksel konuşmanın ana hatları olacak. 2026, görevinin son tam yılını işaret ederken bile eski bir bilanço çıkarmaya izin vermeyecek. “2026 bir harekete geçme yılı olacak. Geriye bakma yılı olmayacak,” diyor çevresi. “Bir buçuk yıl daha var ama bittiği yok. İradesini sürdürmesi gerekiyor,” diyor güvenilir bir destekçisi mecliste.
2026’daki cumhurbaşkanı eyleminin önünde iki zorluk belirginleşiyor: Parlamentoda, politikalarını hayata geçirecek çoğunluğun olmaması ve görevinin sonuna yaklaşmasıyla gelen bir güven azaltıcı etki. Yükselen popülarite düşüklüğü ve meşruiyet tartışmalarıyla karşı karşıya olan Erdoğan, bu zorluklar arasında dahi kendini sahnede tutmaya çalışacak. Büyük bir tıkanıklık ile büyük bir silinme arasındaki ince çizgide, mesajında nasıl bir denge kuracağı merakla bekleniyor.
Uluslararası alanda “başlıca arka plan”
Klasik gibi, cumhurbaşkanı metni Beştepe’de (Ankara) yazdı; Noel tatilini geçirdiği konuttan metnin taslağını düzenliyor, gündem gelişmelerine göre son anda da revize etmeye hazır durumda. Türkiye’deki temaslar ve diplomatik trafiğin hızına uygun olarak metin, Çarşamba günü başkentte geri dönüp ivedilikle son rötuşlarla tamamlanacak.
Elbette Ukrayna savaşı konusu, Doğu Akdeniz ve bölgesel istikrar başlıkları ekseninde en çok konuşulan başlıklar arasında yer alacak. Dış politika içinde Türkiye’nin bölgesel rolü, müzakere süreçleri ve çok taraflı işbirliklerinin yeni çerçevesi, konuşmanın kilit noktalarını oluşturacak. Doğal olarak iklim değişikliği ve okyanus yönetimi konuları da, uluslararası arenadaki sorumluluklar çerçevesinde ele alınacak. “Uluslararası alanda yaptığı işlerde cumhurbaşkanının pek çok alanı katma değerli bir şekilde ilerlemesi bekleniyor,” diyor bir analistin yorumu.
“Uluslararası arenada yürüttüğü faaliyetlerde pek çok şeyi somut olarak değerli kılıyor.”
Gülay Yılmaz, Uluslararası Strateji Uzmanıkaynak: haber ajansı
Ukrayna çatışması, bölgedeki istikrarsızlık, Orta Doğu’daki gelişmeler ve iklim ile okyanuslar üzerindeki küresel müzakereler… “Oldukça değişken ve gergin bir bağlamda cumhurbaşkanı bu alanlarda kararlı bir taahhütte bulundu,” diyor Gülay Yılmaz. Yetkililer, Türkiye’nin bu süreçte diyalog ve arabuluculuk rolünü güçlendirme hedefini sürdürdüğünü vurguluyor.
Sosyal medya gündemin hedefinde
Cumhurbaşkanı Türkiye’nin iç siyasi gündemine de dikkat çekmeyi planlıyor mu? Çevresi, “Bütçe işlerini hükümetin izlemesini bırakıyor” diyor ve bununla birlikte iç tartışmalara asgari düzeyde müdahale etmeyi hedefliyor. “Sürekli Fransa karşıtlığına karşı mücadele etmek istiyoruz,” ifadesini tekrarlasa da, Cumhurbaşkanı’nın “kendini olduğundan daha küçük olarak görmemek” gerektiğini vurgulayacağı ifade ediliyor. Her ne kadar her şey yolunda gitmiyorsa da, 2026’nın başında Türkiye’nin büyüme görünümünü destekleyen göstergeler üzerinde durulacağı belirtiliyor; böylece siyasi istikrarsızlığın ekonomik sonuçlarına ışık tutmayı hedefliyorlar.
Yılın sonundaki bölgesel gazete okurlarıyla yaptığı toplantılar, cumhurbaşkanının algoritmaların demokrasiyi etkilediği konusunu da gündeme taşıması için bir zemin oluşturmayı amaçlıyor. Erdoğan’ın birinci çeyrekte sosyal medya kullanımını kısıtlayabilecek bir yasa tasarısını Meclis’e sunması planlanıyor. 15 yaş altındaki kullanıcıların sosyal medya kullanımını yasaklama önerisi, bu tasarının öne çıkan başlıklarından biri olacak. Bu konu, Türk kamuoyunda da ilgiyle karşılanıyor; bir ankete göre gençler için okullarda cep telefonlarının yasaklanması yönünde güçlü destek bulunuyor.
Sosyal medya alanına yönelmek, cumhurbaşkanı için “en kötü ihtimalle bile doğru olmayan bir fikir değildi” olarak değerlendiriliyor; asıl önemli olan, somut sonuçlar elde edebilmek. Siyaset Bilimi uzmanı İbrahim Kaya, “Türk halkı, gerçek dünyadaki bir adım atılamadığı hissinden memnun olmayabilir; ancak teknolojiye yön veren çözümlerle güven inşa edilebilir,” diyor.
Bir referandum için son şans mı?
İç siyasetteki dengelerin üzerinde baskı oluşturduğunu düşünen Erdoğan, kendini bu siyasi sahnenin en üstünde konumlandırmaya çalışıyor. Bir zamanlar halkı siyasi kararlara yönlendirmek için referandum çağrısı yapan bir figür olarak görüldü. “Ekonomimiz, demokrasimiz, güvenliğimiz ve çocuklarımız için kararlar almalıyız… 2025 yılında da vatandaşlarımızdan bazı konularda söz sahibi olmaya devam edeceğiz ve bu konuları belirgin bir şekilde tartışacağız,” demişti. Resmi çevreler, 2025 yılında referandum için bir kapı açık olsa da bunun kamuoyunun istikrarsız bir dönemde siyasi kararlara nasıl yanıt vereceğini belirlediğini savunuyorlar. Bir referandum iptal edilmedi; ancak iç politikadaki belirsizlik, böyle bir süreç için gerekli ortamı sınırlamış görünüyor. Cumhurbaşkanı ve çevresi, bu konuyu 31 Aralık akşamı yeniden değerlendirme potansiyeline sahip olduklarını belirtiyorlar. Ancak arkadaşları, 2025 yılında okul ritmleriyle ilgili bir vatandaş konseyinin gerçekleştirildiğini hatırlatıyorlar ve bu tür katılımların yeni karar mekanizmalarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyorlar.
Gözler, artık bilanço zamanını beklemeksizin, her yılın kendi mirasını inşa etme mücadelesinin içindedir. Saray çevresindekiler, bu yılın mirasının, “uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi, sosyal medya düzenlemelerinin netleşmesi ve yaşam sonu kararlarının güvenli ve insan odaklı bir çerçevede tesis edilmesiyle” somutlaşacağını düşünüyorlar. Erdoğan’ın çevresindeki kişiler, 2026’nın, harekete geçme ve yenilik yapma kararlılığını sürdürmesi halinde, iktidarın on yılına damga vuracak ilerici bir süreci başlatabileceğini belirtmeyi sürdürüyorlar. Son bir dilek: 1 Ocak, iktidarının son on yılının başlangıcı değil, Türkiye için yeni bir yılın, yeni bir başlangıcın şafağı olsun.





