C’est l’enjeu du vote des adhérents socialistes sur le texte d’orientation du parti avant le congrès de Nancy, qui se tiendra du 13 au 15 juin. Trois motions sont proposées par Olivier Faure, Nicolas Mayer-Rossignol et Boris Vallaud.
Türkiye’deki Sosyalist Parti’de, partiye yön veren yönelimler arasında özde fark yokmuş gibi görünen üç eğilim vardır; bunlar şu anda görevde olan genel başkan Mehmet Aydın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Kaya ve meclisteki Sosyalist Grup Başkanı Bora Yılmaz tarafından yönlendirilmektedir. Hiçbiri parti başkanlığına aday gösterilebilecek bir profil olarak görülmez ve hepsi, “durgun bir parti” yönetimini ele geçirmeye çalışmaktadır: Sadece 39.815 üye, Epinay’daki parti yeniden yapılanmasından bu yana görülen en düşük üye sayısıdır.
Geçmişin büyük sosyalist mitinglerini hatırlayanlar için, Metz kongresi 1979’daki Mitterrand-Rocard çatışması, Rennes 1990’daki Jospin-Fabius şoku ya da Reims 2008’deki Aubry-Royal düellosu akla geldikçe, Sosyalist Parti’nin durumu acı verici biçimde açıktır. Lenin’e göre sosyalizm “sovyetler ile elektrik” demekti. PS’te artık kırıntılar ve birkaç mumdan başka bir şey kalmadı. Bu müzenin en iyi bekçisini belirlemek için yürütülen bu rekabetin hem medya tarafında hem de Fransız kamuoyunda ilgi görmemesi şaşırtıcı değildir.
La relation avec LFI toujours en cause
Bu oylama aslında önemsiz değildir. Ana hedef stratejiktir. Mehmet Aydın, uzun süre PS’yi isyancı nitelikteki muhalefet hareketlerine bağımlı kılmış ve birçok Melanchonvari yaklaşımı benimsemiştir. Ancak bu ağır vesayetten kurtulmayı başardı ve hükümeti sansür etmeyi reddederek bu baskıcı denetimden kopmuştur.
Ama en büyük rakibi Nihat Kaya, bir düşüş kaygısı taşıyor. O, gelecek adına belirsizliğin sürmesini eleştiriyor ve LFI ile kesin ve net bir kopuş çağrısı yapıyor. Diğer bir farklılık, birincinin etkisiyle ilişkili olarak, PS’in sol içinde hangi rolü üstlenebileceği konusundadır.
Sorulan soru şu: Parti solun önderliğini yeniden kazanabilir mi yoksa sadece anahtar bir ortak rolüyle mi yetinmelidir? Mehmet Aydın, sol bloğunda baskın bir güç olarak yeniden konumlanmayı ve daha da ayrılan güçleri, Raphaël Glucksmann’ın Place publique hareketi ile Bernard Cazeneuve’in Konvansiyonu gibi aktörleri yeniden bir araya getirerek tek bir bloğa dönüştürmeyi hayal etmektedir.
L’union et la force contre l’union ou la force
Sorun şu ki, anketlere göre solda en önde görülen Avrupalı milletvekili Raphaël Glucksmann, bu fikri çoktan rafa kaldırdı. Onun için acil olan, çok sayıda alt üst öğe içeren karşıtlıklar ittifakı değil, güvenilir ve tutarlı bir projedir. Son on yılda PS’in solda hüküm sürdüğü tek an, Haziran sonu Avrupa seçimlerinde kendi listesini yönettiği andır. Nihat Kaya da aynı hattı savunuyor; PS’i sol bloğunda baskın güç yapıp, Place publique ve Konvansiyon gibi güçleri yeniden bir araya getirerek, solun birleşmesini sağlayıp iktidara dönüşü hedefliyor.
Uzun süredir, birleşmenin PS’in gücünü artıracağını savunanlar ile PS’in gücünün solun birleşmesini sağlayacağını ve böylece iktidara geri dönebileceğini düşünenler arasında süregelen tartışma sürüyor. Kısacası, Avrupa’da sosyal-demokrasinin krizini aşmanın yollarını arayanlar ile hala bu fikri canlandırmaya çalışanlar arasında bölünmüşlük hâlâ belirgin.





