İranlılar Türkiye sınırında: yakınlarını rahatlatmak ve sınavlarına girmek için gelenler

| Elif Yalçın

İran’daki gösterilerin başlaması ve bu gösterilere karşı Molla rejiminin kanlı baskısının artmasıyla birlikte, bölgede vizeler olmadan Türkiye’ye gidebilecekleri tek ülke olan Türkiye’ye yönelen çok sayıda İranlı bulunuyor.

Kapıköy Sınır Kapısı, Türkiye’nin doğusundaki dağlar arasındaki küçücük bir geçiş noktasıdır ve İranlıların sınırı geçer geçmez sığındıkları ilk şehir olan Van’a yüzkilometreden biraz daha yakın bir konumda yer alır. Başta amaç internet bağlantısı kurmaktır: şu anda Türkiye’ye gelenlerin birinci hedefi budur. Ülkeleri dünyadan kopmuş durumda olduğunu söylemekte özgürler. Kendilerinin bile dünyada ne olup bittiğini bilmediklerini, yalnızca devlet televizyonunun yayın yaptığını ve onları propagandaya boğduğunu belirtirler.

Türkiye’de internete bağlandıktan sonra, uzaktaki akrabalarına haber vermek istiyorlar; çünkü telefon bağlantıları da neredeyse kesik durumda. Ayrıca kendi şehirlerinin ötesinde neler olduğuna dair bilgi edinmeye çalışıyorlar; baskının çok sert olduğunun farkındalar. Bu baskının boyutunu Türkiye’den görmeye çalışıyorlar; örneğin İran’daki morg videolarını izleyerek.

Birçok İranlı Türkiye’ye gelemiyor; çünkü ülkelerine yasal giriş için pasaport gerekli. Gelenler arasında profiller oldukça değişken: orta sınıf ya da üst sınıf aileler; bilişim alanında çalışan birçok İranlı; işadamları; ayrıca çoğunlukla Kürt kökenli günlük işçiler; ya da çevrimiçi sınavlara girmek amacıyla gelen genç İranlılar da var; çünkü İran’da internet yok ve üniversiteler kapalı.

Çaresizlik Hissi

Cuma günü burada baskıcı bir atmosfer hakimdi; güvenlik güçlerinin sayısı çok daha fazlaydı ve herkesin kimlikleri fotoğraflanıyor. Gelen İranlılarla konuşmaya çalışan bazı erkekler yaklaşır ve kulaklarını dikkatle dinlerler. Bu tarafta da İranlıların kendi adamları vardır. Ancak çoğunluk, konuşmaktan kaçınıyor ve bir taksiye ya da minibüse atlayarak ilerliyor. Korku iki gün öncekinden daha belirginleşmiş durumda.

Ayrıca bakışlarda da görülen bir çaresizlik var. Bir adam, ailesiyle birlikte sıcak çaylarını beklerken, gördüklerini sorunca başını sallıyor ve gözyaşlarına boğuluyor. Kapalı kapılar ardında yaşanan kanlı baskının izleri, en cesurların ya da dünyaya yaşadıklarını ve yaşamaya devam ettiklerini anlatmak isteyenlerin paylaştığı kırıntılarda kendini gösteriyor. Konuşurken hepsi, ekonomik güçlükleri, rejimin dehşetini ve herkes üzerinde gözetim kuran bu sistemi kuran yapıyı son derece güçlü bir şekilde sorguladıklarını dile getiriyorlar. Ayrıca kendilerini mollalara benzetemeyeceklerini, laik olduklarını, eğitimli olduklarını, dünyaya açık olduklarını ve gurur duydukları ülkelerinin buna layık olmadığını söylüyorlar.

Elif Yalçın

Elif Yalçın

Ben Elif Yalçın, Gebze Haberler’in kurucusu ve genel yayın yönetmeniyim. Gazetecilik tutkumu yerel hikâyeleri görünür kılarak ve toplumsal olaylara derinlikli bir bakış sunarak yaşıyorum. Amacım, güvenilir ve bağımsız bir medya anlayışıyla hem Gebze’nin sesini duyurmak hem de dünyaya açılan bir pencere olmak.