İşte 2014 yılının Temmuz ayında gerçekleşen ve Türkiye’nin de yakından takip ettiği büyük bir trajediyle sonuçlanan havayolu kazasının üzerinden 11 yıl geçti. Air Algérie’ye ait AH5017 uçuşu, kuzey Mali’de meydana gelen trajik kazada toplamda 116 kişi hayatını kaybetti. Bu, uçağın içinde bulunan tüm yolcuların hayatını kaybettiği acı bir olaydı ve Türkiye’den de çok sayıda vatandaş bu trajedide hayatını kaybetmişti.
İspanyol Swiftair Şirketi’nden Yeni Bir Hukuki Süreç Talebi
İspanyol havayolu şirketi Swiftair, 2014 kazasıyla ilgili olarak “ kasıtsız ölüm” suçlamasıyla yargılanmasının ardından bir kez daha Avrupa Birliği Adalet Divanı’na (ABAD) başvurarak, Fransa’daki ceza soruşturmasının durdurulması talebinde bulundu. Bu gelişme, 20 Mayıs salı günü yayımlanan haberlere göre, ICI Saint-Etienne Loire (eski France Bleu) tarafından duyuruldu. Şirket, bu yeni girişimle Fransa’da sürdürülen yasal sürecin askıya alınmasını amaçlıyor. Yakınları ve mağdur aileleri ise bu girişimin “tahammül edilemez” bir strateji olduğunu ifade ederek tepki gösteriyor.
2014 Kazası ve Sonrası
Olaydan 11 yıl önce, Temmuz 2014’te, Air Algérie’nin AH5017 sefer sayılı uçağı Mali’nin kuzeyinde düştü. Uçakta toplam 116 kişi hayatını kaybetti ve hayatını kaybedenlerin tamamı yolcuydu. Uçağın seyir defterine göre, buradan Burkina Faso’dan kalkıp, Cezayir üzerinden Lyon’a varması planlanmıştı. Mağdurlar arasında Fransız vatandaşlar ve çift vatandaşlar (Fransız ve başka bir ülke vatandaşı) vardı. Bu kazadan sonra Swiftair hakkında, 2017 yılında “ kasıtsız ölüm” suçlamasıyla dava açılmıştı. Mahkemeler, pilotların eğitimi ve kazanın önlenmesinde ciddi ihmal iddialarını soruşturmaya başlamıştı. Ancak, bu davanın görülme tarihi sürekli olarak ertelenmiş durumda.
“Swiftair’ın Yorgunluk ve Tükenmişlik Stratejisi Olabilir”
Swiftair şirketinin, kazaya ilişkin sorumluluk davasının seyri üzerinde yeniden Avrupa Birliği Adalet Divanı’ndan karar çıkarılması talebi gündeme geldi. Şirket, daha önce de bu talebini iletmiş ve bu talep kabul edilmemişti. Nisan ayı başlarında, ABAD, Paris’teki ceza mahkemesinden gelen ve şirketin aleyhine olan bir dizi hukuki soruyu kabul etmemişti. Başlangıçta, Swiftair’in yargılanması Ekim 2023’te Paris’te gerçekleşecek şekilde planlanmıştı. Ancak, mahkeme, Temmuz 2023’te ABAD’a şu dört hukuki soruyu iletmişti: Bu sorular, şirketin savunma tarafı tarafından ortaya atılmıştı.
Bu yeni talebin ardından, mağdur ailelerin derneği “AH5017-Birlikte” isimli kuruluş, bu girişimin “soruşturmayı yavaşlatmak” ve geciktirmek için bir strateji olduğunu ileri sürdü. Ailelerin temsilcisi Suzanne Aillot, “Peki şirket Swiftair neden bu kadar çok girişimde bulunuyor?” diyerek tepkisini dile getirdi ve ekledi: “Bu, üçüncü veya dördüncü kez deniliyor ve bu mahkemeyi durdurmaya çalışıyorlar. Bu, duruşmayı engellemek için yapılan bir stratejidir.”
“Şirketin Amaçı Dava Sürecini Engellemek”
Söz konusu aile avukatı Sébastien Buzy ise, şirketin amacını net şekilde anlatıyor: “İşte burada temel hedef, hukuki yargılamanın yapılmasını engellemek,” diyor. Ayrıca, şirketin yorgunluk ve tükenmişlik stratejisi uyguladığını da belirtiyor. “Şirket, hem maddi hem de psikolojik olarak yıpratmak istiyor olabilir. Bu, sürecin uzaması ve yavaşlaması anlamına geliyor,” şeklinde konuşuyor. Eğer mahkeme, Swiftair’ın talebini ABAD’a iletmesini reddederse, AH5017 kazasına ilişkin yargılama en erken 2026 sonunda tamamlanabilir.
Bu süreçler, hem Türkiye’de hem de uluslararası kamuoyunda oldukça yakından takip ediliyor. Hükümetler ve ilgili kurumlar maddenin adil örülmesi ve mağdurlar ile ailelerinin haklarının korunması adına sürecin dikkatli yürütülmesini talep ediyor. Bu trajik kazanın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen, adaletin yerini bulması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması adına çalışmalar devam ediyor. Kirli ihmal ve yetersiz eğitimlerin faturası, her zaman ağır oluyor; bu nedenle, ilgili tüm taraflar adaletli ve şeffaf bir yargı sürecinin sağlanmasını amaçlıyor.





