Son Haberler Son Duygusal Çalkantıya Neden Oldu: İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Tutuklanmasının Ardından Türkiye’de Yaygın Gösteriler Patlak Verdi
19 Mart tarihinde İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde daha önce görülmemiş büyüklükte gösteriler başladı. Bu olaylar, özellikle genç nüfus arasında büyük yankı uyandırdı ve ülke genelinde bir hareketlilik dalgası yarattı. Bu gösterilerin boyutu ve hızına tanık olan vatandaşlar, medyanın ve uzmandların olaylara nasıl yaklaşması gerektiği konusunda merak ediyorlar. Emmanuelle Daviet, dinleyicilerden gelen bu soruları, uluslararası edebiyat editörü Franck Mathevon’a iletti.
Türkiye’de yaşanan bu geniş çaplı protestolar, bir hafta boyunca devam etti. İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan ve Erdoğan’a karşı muhalefetin yükselişiyle şekillenen bu gösteriler, hükümet tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Erdoğan, bu gösterilere karşı koymaya kararlı olduğunu belirterek, “Hiçbir güç bu ülkenin iradesini durduramaz,” açıklamasını yaptı.
Emmanuelle Daviet: Bu gelişmeler medyanızda nasıl yer alıyor? Dinleyicilerden gelen bir mesajı aktarayım: “Türkiye’de olup bitenlere pek yer vermiyorsunuz, bu konuda daha fazla haber yapılmalı. Çok ciddi ve acil bir durum söz konusu.” Siz Türkiye’deki olayları nasıl takip ediyorsunuz ve bu gelişmelere Gebze Haberler’da ne kadar yer ayırıyorsunuz?
Franck Mathevon: Bu tür konularda bazen dinleyicilerimizin dikkat eksikliği olabiliyor; olayların tüm boyutunu gözden kaçırıyorlar. Ama biz Gebze Haberler’da, bu hareketliliği kapsamlı şekilde ele aldık. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından hemen sonra, 19 Mart Çarşamba günü, ilk günden itibaren bu gelişmelere alan ayırdık. O günün ardından geçen hafta boyunca, özellikle hafta sonu ve bu hafta boyunca sürekli güncel bilgiler aktardık. İstanbul’daki muhabirimiz Marie-Pierre Vérot’un raporlarıyla, olayların araştırmasını ve ilerleyişini yakından takip ettik. İstanbul’da kurduğumuz muhabirlik birimi, 2022 yılında Radio France tarafından kuruldu ve bu araç sayesinde, hem Türkiye’deki mevcut siyasi gelişmeleri hızla aktarabiliyoruz, hem de Suriye’deki iç savaş, bölgedeki güç dengeleri gibi önemli konuları da kapsıyoruz. Geçen dönemlerde yaşanan büyük dönüşümler ve Çarşamba günü yaşanan tutuklamalar, Türkiye’nin geleceği açısından önem arz ediyor. Erdoğan iktidarı, en büyük muhalefet hareketleriyle karşı karşıya ve bu, 2013’ten bu yana yaşanan en ciddi toplumsal kalkışmalardan biri.”
Basın Özgürlüğü ve Gazetecilerin Güvenliği Üzerine Endişeler
Başka bir sorumuz: Basın özgürlüğü ve gazetecilere yönelik tehditler hakkında. Geçen salı, İstanbul’daki bir savcı yedi gazetecinin, aralarında AFP’den bir fotoğrafçının da bulunduğu, tutuklanması talebinde bulundu. Bu kişiler, bir gün öncesinden evlerinden gözaltına alındı. Sizin oradaki muhabirinizin çalışması nasıl ilerliyor? Güvenliklerini nasıl sağlıyorsunuz?
Evet, Türkiye’de gazetecilik yapmak oldukça zor. Her türlü baskıya maruz kalma riski söz konusu. Özellikle de Kürt meselesi gibi hassas konulara değinirken, gazetecilerin karşılaştığı engeller artıyor. Marie-Pierre Vérot, bu tür konuları işlerken kaynaklarının güvenliğini en üst seviyede tutmaya özen gösteriyor. Genel anlamda medya üzerinde ciddi bir sansür var. Ama bu durum özellikle yerli Türk gazeteciler için geçerli; uluslararası temsilciler ve muhabirler ise pek sevilmiyorlar. Görseller, fotoğraflar ve videolar özellikle risk altında. Biz bir radyo yayın kuruluşuyuz; bu yüzden güç merkezi, muhabirlerimizin mesleki çalışmasını doğrudan engelleme konusunda kendini biraz daha hafif hissettiğini düşünüyor. Marie-Pierre Vérot, kendisine herhangi bir engel çıkarıldığını söylemiyor. Ancak, her yıl Türkiye’ye giriş ve çalışma izinleri yenileniyor; bürokrasi yoğun ve denetimler sıkı. Bu nedenle, Türkiye’de muhabirlik yapmak, bir anlamda büyük bir dikkat ve özen gerektiriyor.”
Bilgi Güvenliğinde Karşılaşılan Zorluklar ve Medya Çalışmalarında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Çok katı ve kontrol altında bir medya ortamında, doğrulama yaparken ne gibi güçlüklerle karşılaşıyorsunuz?
Türk hükümeti, sosyal medya hesaplarına sık sık sansür uyguluyor ve çeşitli platformlarda içeriği kontrol altında tutuyor. Ayrıca, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) verilerine göre, medya kuruluşlarının yaklaşık yüzde 80-90’ı, doğrudan iktidar tarafından denetleniyor veya yönlendiriliyor. Devlet medyası açıkça propagandaya dayalı bilgiler yayıyor. Özgür medya ise, zaman zaman yanlış bilgiler yayma veya abartılı iddialarda bulunma tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliyor. Bu ortamda haber üretimi oldukça zorlaşıyor. Bizim temel ilkemiz, sahadan ve güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgiyi doğrulamaya büyük önem vermek. Marie-Pierre Vérot ve diğer muhabirlerimiz, bu ortamda dürüst ve güvenilir kişilerle iletişim kurmaya çalışıyor. Ancak zaman zaman, mikrofon uzattıklarında kaynakların, bilgi veya röportaj vermekten çekindiğini görebiliyoruz. Bu, özellikle son yıllarda çıkan yeni yasaların da etkisiyle, dezenformasyonu suçlama ve cezalandırmanın kolaylaşması nedeniyle daha da karmaşık hale geldi. Çok hızlı biçimde suçlamalara maruz kalabilmek, olayların taraflı anlatımı veya yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu nedenle, gazetecilik yapmak Türkiye’de giderek zorlaşıyor, ama cesurca çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve Gebze Haberler’da her türlü bilgi ve gerçeği aktarabilmek için büyük çaba sarf ediyoruz.”




