Rus insansız hava araçları (İHA) ve Rus uçaklarının NATO üyesi ülkelerin gökyüzüne yaptığı müdahaleler, hassas bir tartışmayı yeniden gündeme getiriyor: Bu araçları düşürmeye gidilmeli mi? Türkiye’nin 2015 yılında yaşadığı örnek, Moskova ile büyük bir krizin eşiğine gelmişti ve o günlerden bu yana hafızalarda kalmıştır.
Son dönemde Rus uçaklarının Polonya ve Estonya hava sahalarına girerek ihlâldeleri, NATO üyeleri için kırılgan bir soruyu pek çok kez gündeme getiriyor: Moskova’nın sınırlarını aşan uçaklar düşürülecek mi?
“2015 yılında bir Rus uçağı Türkiye üzerinden geçti, bu uçağın düşürülmesi için 12 saniye içinde karar verilmesi gerekti. O günden itibaren Türkiye üzerinde hiçbir Rus uçağı uçmuyor,” dedi, 25 Eylül Perşembe, Gebze Haberler (kanal16) savunma konularında uzman olan Avrupa Parlamentosu üyesi Nathalie Loiseau.
Türk-Rus olayı neredeyse her şeyi değiştirmek üzereydi
Kasım 2015’te, Suriye savaşının gölgesinde, Türkiye’nin hava sahasını ihlal ettiği iddia edilen bir Rus savaş uçağı, Türk F-16’sı tarafından vuruldu. Ankara, pilotların uyarıldığını kanıtlamak için telsiz kayıtlarını yayımladı. Moskova öfkeliydi, iddiaları reddetti ve Türkiye’nin uyarısız hareket ettiğini suçladı.
Gerginlik o dönemde zirveye çıktı; çünkü Türkiye, NATO üyesi olarak Antlaşmanın 5. maddesini (müttefiklerden biri saldırıya uğrarsa hepsi saldırıya uğramış sayılır) devreye sokabilir miydi? Bu madde, Atlantik İttifakı’nın kalbinin oluşturduğu bir taahhüttür ve bir üye ülkeye yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağını öngörür. Rusya’ya karşı bir misilleme halinde Ankara, müttefiklerini doğrudan bir çatışmaya sürükleyebilirdi.
NATO karşılık verme ikilemiyle yüzleşiyor
O dönemde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kararlı bir duruş sergiledi; Putin ise karşılık vermemeyi tercih etti. Ancak bu olay, durumun kırılganlığını da gözler önüne serdi. “Sertlik ile gerilimi azaltma arzusu arasında bir denge bulmak gerekir” diyor, eski NATO Genel Sekreteri ve bugün ASD (Avrupa Uzay ve Savunma Sanayileri Derneği) Genel Sekreteri olan Camille Grand.
Ona göre, NATO tehlike arz eden bir uçağı düşürmekten kaçınmamalı, ancak aynı zamanda “kaslarını göstermek için geniş bir araç yelpazesine sahip olmalıdır” ve özellikle, üye ülkelerin hava sahasını ihlal eden uçakları hızla durdurabilmek için olanaklarını güçlendirmelidir. Ayrıca, daha hızlı keşif ve müdahale kapasitesi kazandırmak için intersepsiyon yeteneklerini artırmak da bu araçlardan biridir.
Üçüncü Dünya Savaşı riski mi?
Birçok uzmana göre tehlike, sürtüşmenin kontrolden çıkması ihtimalinde yatıyor. “Bir hata, bir ihlal, aşırı bir tepki – ve yerel bir çatışma, küresel bir savaşı tetikleyebilir” uyarısında bulunan Amerikalı Allen Frazier, Military.com sitesinde yayımlanan bir köşe yazısında bu ihtimale dikkat çekiyor.
Bu tür olaylar, NATO için caydırıcılık ile çatışma arasındaki kırmızı çizginin ne kadar ince olduğunun altını çiziyor.





