Sağlık: Bir Hastalık İçin Geliştirilen İlaçların Başka Hastalıklar İçin Yeniden Kullanımı ve Etkileri

| Elif Yalçın

Birden fazla ilacın, tasarlandığı hastalıkların dışında farklı rahatsızlıklarda da faydalı olabilecek etkileri bulunmaktadır. Bu yöntem, ilaç endüstrisi ve araştırmacılar tarafından düzenli olarak denenmekte olup, özellikle tedavi sürecini hızlandırmak ve maliyetleri azaltmak amacıyla sıklıkla tercih edilmektedir.

Başka hastalıklar için kullanılabilen yan etkiler

Bir ilacın bazı yan etkileri, aslında başka hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir mi? Örneğin, aspirin, baclofen ya da Viagra (sildenafil) gibi ilaçlar buna örnek gösterilebilir. Bazen bu keşifler, kazara gerçekleşen veya bir moleküle uygulanan dizi testlerin sonucu olarak ortaya çıkar. Bu süreç, ilaçların “yeniden kullanımı” ya da “yeniden konumlandırılması” olarak adlandırılır ve ilaç firmaları tarafından zaman kazanmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu yöntem sayesinde ortaya çıkan pek çok yeni tedavi, özellikle Parkinson veya Alzheimer gibi daha karmaşık ve zor tedavi edilen nörodejeneratif hastalıklar gibi alanlara yönelmektedir.

İlaç geliştirme oldukça karmaşık bir süreçtir; bu sürecin önemli adımlarından biri de moleküllerin sentezidir. Farklı stratejiler mevcuttur. Örneğin, bir laboratuvar, belirli bir reseptöre odaklanmak amacıyla yeni bir molekül geliştirebilir. Bu reseptör, hastalığın tedavisinde anahtar görevi gören hedef noktadır, diyor Sonia Khier, Montpellier Üniversitesi’nde farmasist ve öğretim görevlisi. Klinik denemeler sırasında ise bu molekülün başka etkiler de gösterebileceği fark edilebilir; bu etkiler, yan etki ya da beklenmedik etki olarak adlandırılır.

Kimyasal olarak molekülü yeniden tasarlamak

Bu yan etkiler genellikle istenmeyen, hastalığa bir çözüm sunmayan durumlardır. Ancak, ilaç geliştirme sırasında, araştırmacılar bu yan etkilerin başka durumlarda faydalı olabileceğini fark edebilir. Bu yöntem, genetik hastalıklar veya nadir hastalıklar dahil olmak üzere birçok farklı rahatsızlık için test edilmektedir. Sonia Khier, “Çocuklar üzerinde görülen, geniş damar hematomlarına ve deformasyonlara neden olan nadir bir hastalık üzerinde çalışıyorum. Bu, tedavisi zor, spesifik bir ilacı bulunmayan genetik bir hastalık” diyerek durumu özetliyor.

“Semptomları hafifletmek için, kalp damar hastalıklarında kullanılan ve başka terapötik amaçlara hizmet eden, ancak damar yapısını etkileyen ilaçlar kullanıyoruz. Bu nadir hastalıkta da yan etkileri, faydalı olabiliyor.”

Sonia Khier, farmakolog

Gebze Haberler’ya

Bu yaklaşım, tamamen farklı bir strateji de olabilir. Örneğin, bir ilacın etkisi ilginç bulunursa, dozajını ve uygulama şeklini yeniden düzenleyerek kullanmak mümkün olabilir. Bu durumda, dozun ayarlanması gerekir. Khier, “Kalp damar hastalıklarında kullanılan bazı ilaçlarda yan etkileri, örneğin tansiyon düşüklüğü (hipotansiyon), doz ayarıyla daha iyi hale getirilebilir. Yüksek tansiyonu olan kişilerde, bu yan etki faydalı olabilir; çünkü düşük tansiyon (hipotansiyon), hipertansiyon hastaları için bir avantaj sağlayabilir. Bu durumda, ilaç dozunu yeniden ayarlayarak, istenilen terapötik etkiyi artırmaya çalışıyoruz,” diyor.

Diğer bir seçenek ise, molekülün kimyasal yapısında küçük değişiklikler yaparak, beklenmedik yan etkinin şiddetini artırmak veya azaltmak olabilir. Bu amaçla klinik denemeler ve laboratuvar ortamında yapılan testler (in vitro çalışmalar) gereklidir. Bu süreç, yeni potansiyel etkilerin keşfi ve doğruluğunu sağlama açısından oldukça önemli bir aşamadır.

“Mevcut bilgilerle yola çıkıyoruz”

Mevcut bir ilacın yeniden konumlandırılması, bazı avantajlar sağlar. Patrick Couvreur, Paris-Saclay Üniversitesi’nde kıdemli bir biyofarmasi profesörüdür ve şu ifadeleri kullanır: “Her şeyi en baştan yapmak zorunda değilsiniz; tolere edilme ve toksikoloji konusundaki bilgimizle yola çıkıyoruz. Bu, düzenleyici kurumları rahatlatır ve yeni bir ilacın piyasaya sürülme olasılığını artırır. Yeni bir ilaç bulmaktan çok daha hızlı olma avantajı sağlar.”

“Acil durumlar için oldukça avantajlıdır; çünkü hastaların ihtiyaç duyduğu zamanda çözüm sağlar.”

Patrick Couvreur, biyofarmasi profesörü

Gebze Haberler’ya

Ancak, acil durumlarda yapılan müdahalelerin de riskleri bulunmaktadır. COVID-19 salgını, bu duruma güncel bir örnektir. Couvreur, “Hızlı çözüm arayışında, eski moleküllerle antiviraller geliştirmeye çalıştık. Bu süreçte, bilimsel temeli olmayan ve çok çeşitli testlerle önerilen birçok yeni öneri ortaya çıktı. Bazen, yeterli temel veri olmadan, yeni girişimler başlatılıyor,” diyerek uyarıda bulunuyor.

Yine de, yeniden konumlandırma çalışmalarına devam eden pek çok proje mevcut, örneğin Parkinson hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak veya tersine çevirmek amacıyla diyabet ilaçlarının kombinasyonları üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Paris Necker Hastanesi araştırmacıları, meme kanseri tedavisinde kullanılan bir ilacın, vücutta deformasyonlara neden olan Cloves sendromu tedavisinde etkili olabileceğini keşfettiler.

Elif Yalçın

Elif Yalçın

Ben Elif Yalçın, Gebze Haberler’in kurucusu ve genel yayın yönetmeniyim. Gazetecilik tutkumu yerel hikâyeleri görünür kılarak ve toplumsal olaylara derinlikli bir bakış sunarak yaşıyorum. Amacım, güvenilir ve bağımsız bir medya anlayışıyla hem Gebze’nin sesini duyurmak hem de dünyaya açılan bir pencere olmak.