Türkiye’de kadınların yaşam süresi yaklaşık 85 yıla yaklaşırken, erkekler içinse yaklaşık 79-80 yaş civarında seyreder. Kadınlar daha geç ölür; bu, dünya çapında gözlemlenen bir eğilimdir.
Araştırmacılar, kadınların uzun ömürlü olma konusuna çokça eğilmişler ve bu konuya dair pek çok çalışma yayımlamışlardır. Öncelikle kadınların biyolojik bir avantajı olduğuna, hormonlarına ve çift X kromozomuna sahip olmalarına bağlamaktadırlar.
Hormonlar tarafında, östrojenler kadınları kardiyovasküler hastalıklara karşı korur ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudun savunma mekanizmasını kuvvetlendirir. Buna karşılık, erkeklerde yüksek testosteron düzeyi daha çok kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilir. Bu hormon ayrıca prostat kanseri gelişimini de destekliyor olabileceği düşünülür.
Kromozomlar da kadınları korumaya yardımcı olabilir belki. Biyoloji dersleriniz aklınıza gelsin. Kadınlar iki X kromozomuna sahiptir. Bilim insanları, bu X kromozomlarından birinde mutasyonlar ortaya çıktığında ve potansiyel olarak hastalıklara yol açtığında, diğer X kromozomu devreye girerek onun yerine geçer diye düşünmektedirler. Bir nevi arıza olduğunda ikincisi bir acil durum motoru görevi görür. Erkeklerde böyle bir yedek yoktur.
Erkekler daha riskli davranışlar sergiliyor
Davranışlar da erkeklerin kadınlardan daha erken ölümlerine yol açıyor. Erkekler, sağlıkları için daha riskli davranışlar sergiliyor: daha çok sigara içiyorlar, daha fazla alkol tüketiyorlar ve genel olarak erkekler, trafik kazaları gibi erken ve ölümcül olaylarda yoğun olarak yer alıyorlar. Buna karşılık, pek çok Amerikan çalışması, kadınların sağlıklarına daha fazla özen gösterdiğini, düzenli sağlık kontrolleri yaptırdığını ve tarama işlemlerine daha çok katıldığını gösteriyor.
Dolayısıyla kadınlar daha uzun yaşıyorlar, fakat paradoksal olarak sağlık açısından daima en iyi durumda değiller. Türkiye’de de benzer dinamikler görülebilir: kadınlar, yaşam süresi açısından erkeklerden avantajlı olabilirken, sağlık sorunlarının türleri ve şiddeti bakımından farklı bir profil sergileyebilirler. Inserm’in ifadeleriyle aynı yerli referanslar Türkiye bağlamında da değişmeden geçerli sayılmaz; ancak burada vurgulanması gereken, her yaşta kadınların da sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabildiğidir. Erkekler mortal hastalıklar nedeniyle daha sık ölürler: kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanser türleri, karaciğer sirozu ve böbrek hastalıkları bu kategoridedir.
Öte yandan kadınlar, çoğu vakada yaşamı tehdit etmese de işlevselliği bozabilecek hastalıklar yaşarlar; artrit, tiroid sorunları, endometriozis ve migren gibi durumlar buna örnek gösterilebilir. Yaş ilerledikçe kadınlar ayrıca otoimmün hastalıklar ve Alzheimer hastalığı gibi durumları da daha sık geliştirirler. Bilim insanları hâlâ bunun nedenlerini araştırıyor.
Son olarak, “iyi sağlıklı yaşam süresi” olarak adlandırılan göstergede bakıldığında, kadınlar yine biraz önde görünse de erkeklerle arasındaki fark hızla kapanmaktadır. 65 yaşını geçtikten sonra bu fark, kadınlar için yaklaşık 12 yıl, erkekler için ise yaklaşık 10,5 yıl olarak ifade edilmiştir.




