Türkiye’de enflasyonun resmi olarak yüzde 30 seviyesinde olması, pek çok Türk vatandaşını aşırı yoksulluk tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Kamu görevlileri sendikaları, hükümetin rakamlarını küçümleyerek sunduğu iddia edilen rakamları bile eleştiriyorlar.
Kamu görevlileri, 14 Ocak Çarşamba günü Türkiye’de greve çağrıldı. Sendikaları, resmi rakamlara göre 2025 yılı için enflasyonun yüzde 30 olduğunu belirtirken, Türk halkı diyor ki, aşırı yoksulluğa sürükleniyor.
Onlar, TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) Ankara’daki binaları önünde protesto etmek istiyorlar. TÜİK, ay ay enflasyon oranını açıklayan resmi istatistik kurumu olup, Fransa’daki INSEE’nin karşılığıdır. Ancak bir süredir bu oran sürekli düşüş eğiliminde. İstanbul’dan Eğitim-Sen üyesi Hüseyin Tosun için, TÜİK’te verilen rakamlar gerçeği yansıtmıyor demek; biz enflasyonu doğrudan yaşıyoruz demek oluyor. Ve şu listeyi uzatıyor: Gıdaların fiyatı patladı, kırtasiye malzemeleri, giyim, ulaşım giderleri de öyle. Ve bunları günlük olarak yaşıyoruz. Aslında resmi rakamları ikiyle çarpmak gerekiyor; bağımsız ekonomistler bunu gösteriyorlar.

Gerçeğe dair inançlarını güçlendiren bir başka gerekçe de enflasyonun %56’yı aştığı yönünde. Hüseyin Tosun, TÜİK’in bağımsız olması gerektiği halde siyasi baskılara tabi olduğuna inanıyor. Zira resmi enflasyon oranı, memurların maaşlarının yeniden değerlendirilmesinin hesaplanmasında temel referans olarak kullanılıyor. İstanbul’daki bir lise edebiyat öğretmeni Murat da kendisinin düşüşünü görüyor.
“Bir öğretmen olarak 25 yıldır çalışıyorum, kariyerimin başlarında sahip olduğum alım gücü bugün olduğundan daha yüksekti.”
Fakat Murat’ın durumunu anlamak için biraz daha ayrıntıya girmek gerekiyor. Bugün kağıt üzerinde iyi bir maaşım var. 70.000 lira (yaklaşık 1.400 euro) kazanıyorum, oysa asgari ücret 28.000. Ancak aynı zamanda yalnız yaşayamıyorum ve ulaşım masraflarıyla başa çıkamıyorum. Murat artık scooter ile hareket etmek zorunda kalıyor; restoran masraflarını çoktan bıraktı.

O, meslektaşlarının birçoğunun borç tuzağına düştüğünü görüyor. Hükümet, tüketici kredilerinin çoğaltılmasını sınırlamaya çalıştı, fakat yeni yollar açılıyor; avukat Osman Yarsuvat şöyle açıklıyor: “Kredi hikayesi bankaları aştı. Şimdi Uber Eats gibi yemek sipariş uygulamaları bile 10.000 liraya kadar kredi veriyor. İnsanlar giderek daha fakirleşiyor, düşüş giderek hızlanıyor. Peki nerede duracağız? Dip noktasını ne zaman göreceğiz?”
En az 20 milyon Türk, sosyal yardıma bağımlı durumda; ancak resmi istatistikler artık yayımlanmadığı için kapsamlı bir haritalama yapmak güç. Türk sendikaları, temel gıda masrafları için gerekli olan tutarın altına düşen insanların sayısının arttığını düzenli olarak görüyorlar. Hepsi birden, Erdoğan’ın ve AKP’nin iktidarını pekiştirdiği orta sınıfın bugün çöktüğünü itiraf ediyorlar.





