Evcil hayvan klonlaması, uzun süre bilim kurgu olarak görülen bir alanken artık gerçeğe dönüştü. Türkiye’de de tanınmış isimlerin biyoteknoloji sayesinde kaybolan evcil hayvanlarını “yeniden bulduklarını” iddia ettiği haberler vardır; ama akla gelen soru şu: Türkiye’de kendi hayvanını klonlamak yasal mı, ve bu gerçekten ne anlama geliyor?
Tom Brady’nin kasım ayı başında chienne Junie’nin, önceki pitbull Lua’nın klonu olduğunu açıkladığında dünya çapında yankı uyandırdı. Eski Amerikan futbolu süperstarı olan Brady, bugün biyoteknoloji alanında faaliyet gösteren Colossal Biosciences şirketine yatırım yapıyor ve “basit bir örnek” ile kaybolan hayvanlarına ikinci bir şans tanınabildiğini söyledi. Ailesinin, hayvanlarını kaybettikleri anlarda bu teknolojiyle bir umut elde edebildiğini ifade etti.
Sektör ilerliyor. Evcil hayvan klonlamasının küresel lideri Viagen, Colossal Biosciences tarafından satın alındı; bu Amerikan şirketi, mamut gibi nesli tükenmiş bazı türleri “geri getirme” niyetiyle çalışmalar yürütmesiyle biliniyor. Nisan 2025’te Colossal, 10.000 yıl önce soyu tükenmiş olan dev kurtsa (dev kurt) olarak bilinen türü hayata geçirdiğini ileri sürdü. Bu operasyon, Game of Thrones’ta karşılaştığımız dev kurtlara benzetildi.
Colossal, Brady’nin de aralarında bulunduğu bir dizi teknoloji yatırımcısı tarafından finanse ediliyor ve Viagen’i stratejik bir yapı olarak görüyor: Şirket, evcil hayvanlar için kullanılan en gelişmiş çoğaltım tekniklerini elinde bulunduruyor; bu teknikler, yalnızca evcil hayvanlar için değil, bazı koruma programları için de kullanılıyor.
Tom Brady yalnız değildir bu adımı atan. Barbra Streisand daha önce köpeğini klonlamıştı. Diğer daha az görünür ünlüler de bu yolda ilerledi; jet-setin süperstarı Paris Hilton, kaybolan chihuahua’sı Diamond’ı iki kez klonladı.
Bu görünürlük, klonlamanın yaygınlaşmasını hızlandırabilir. Fiyatlar yıldan yıla düşüyor. Markalar için de, kaybettikleri hayvanı “yeniden bulmak” için binlerce euro harcamaya hazır olan bir sahip, duygusal olarak güçlü ve elde tutulur bir pazarı temsil ediyor. Brady’nin pitbull klonu olayını yeniden alevlendirdiği bu tartışma, köpeğini klonlamanın yasal olup olmadığı sorusunu gündeme getirirken, bunun mantıklı olup olmadığına dair sorular da yeniden soruluyor.
ABD’de Zaten Oldukça Gelişmiş Bir Hizmet, Türkiye İçin Ne Anlatıyor?
Evcil hayvan klonlaması kurgusal bir fikir değildir. Dolly adı verilen ilk koyunun 1996’da İskoç bilim insanları tarafından klonlandığını hatırlamak gerekir. O dönemdeki gelişme, bilim dünyasını yeni bir çağın eşiğine taşıdı: bir yetişkin hücreden bir memeli yaratmak, günümüzde köpek, kedi ve atlar için kullanılan tekniklerin yolunu açtı.
ABD ve Güney Kore gibi ülkelerde Viagen gibi şirketler bu hizmeti yaklaşık 50.000 dolar karşılığında sunuyor. Hayvanın öleninden DNA alınarak (kalıcı ya da canlı olan bir hayvandan da bu işlem kolaylaştırılabiliyor), genetik olarak özdeş bir embriyo oluşturulup, bunu bir dişi köpek rahmine yerleştiriyorlar.
Sonuç, aynı hayvanın geri dönüşü değildir; genetik olarak bir ikiz, benzer görünüme sahip ancak kendi kişiliğine ve yaşam deneyimlerine sahip bir varlıktır.
Çoğu kişinin aklındaki yaygın kanının aksine, Fransız hukuku evcil hayvan klonlamasını açıkça yasaklamıyor. Fransa’da üretilen bazı uygulamalar hayvanlar için ayrı ayrı sınırlı kurallara tabiydi; örneğin klonlanmış atlar resmi yarışlara katılamıyorlar. Ancak bir kişinin kendi köpeğini veya kedisini klonlatması için bir Fransız firmasını kullanması ya da bu işlemi yabancı bir ülkeye yaptırması konusunda net bir kısıtlama bulunmuyor. Kısaca, yasal ama belirsiz ve pratikte uygulanması ağır bir süreç söz konusu.
Bir Etik Tartışma: Bilimin Ötesinde
Klonlama, aynı zamanda ahlaki konuları da beraberinde getiriyor. Hayvan haklarını savunanlar, bu teknolojinin çoğu kez yüksek bir başarısızlık oranına sahip olduğunu hatırlatıyorlar: birden çok implante etme, gebeliklerin tamamlanmaması ve taşıyıcı anneler olarak kullanılan çok sayıda hayvan. Başkaları ise yas tutmanın ticarileştirilmesi riskine dikkat çekiyor: bir hayvanı kaybetmeyi reddetmek için klonlama yapmak, duygusal süreç yerine maddi çözümlere yönelmek anlamına gelebilir.
Bu teknikleri savunanlar, nesli tükenme tehlikesi altındaki türleri kurtarma yolunu açacağını ileri sürüyorlar. Hayvan hakları savunucuları ise, yaşamın artık karar verilen bir ürün hâline gelmesi konusundan endişe duyuyorlar; oysa gerçek şu ki, barınaklarda binlerce hayvan bekliyor.





