TÜRKİYE’DE KARAYOLU TAŞIMACILIĞI VE ÇEVRE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Karayolu taşımacılığı, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Peki, daha çevreci ulaşım yolları mevcutken neden halen ülke genelinde bolca kamyon ve tır görülmektedir? Bu sorunun yanıtını, enerji ve ulaşım dönüşümüne uzmanlaşmış araştırmacı Aurélien Bigo’dan alıyoruz.
Biliyor musunuz: Türkiye’de ulaşım sektörü, toplam sera gazı emisyonlarının en büyük kaynağıdır ve bu oran yaklaşık üçte bir civarındadır. Tarım ve sanayi sektörlerinden daha fazla katkı sağlamaktadır. Ulaşım içerisinde ise bireysel araçlar en büyük paya sahiptir. Yaklaşık yarısı, yani yüzde 50 civarında emisyon bu araçların sorumluluğundadır. Eğer bu araçların toplamına kamyonlar, hafif ticari araçlar ve diğer ağır vasıtalar eklenirse, toplamın yüzde 37’sini oluşturmaktadırlar. Türkiye’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre, küçük ve büyük kamyonlar, uzun mesafeli taşımalarda ön plana çıkmaktadır; fakat ilginçtir ki, bizim bireysel otomobillerimiz, karayolu emisyonları bakımından kamyonların önünde yer almaktadır.
Kamyon taşımacılığı trafiğinin azaltılması birçok açıdan önem taşımaktadır.
Aurélien Bigo, ulaşım enerji dönüşümü uzmanı
Ancak, keza bireysel araçlarda olduğu gibi, “yük kamyonlarının trafiğinin azaltılması için çeşitli nedenler vardır” diyor Aurélien Bigo. Bu nedenler yalnızca CO₂ emisyonlarının azaltılması ve iklim üzerindeki olumsuz etkilerle sınırlı değildir. Ayrıca “gürültü, kazalar ve ulaşım altyapısının aşınması” gibi sorunlar da gündeme gelir. Özellikle büyük şehirlerin kalabalık trafikleri ve çevresel etkileri göz önüne alındığında, kamyonların yol kullanımı ciddi bir çözüm gerektirmektedir.
Fakat, uzun yıllardır, ekonomimizin ve şehirlerin gelişimi doğrultusunda karayolu taşımacılığı tercih edilmiştir. Bu tercih, taşımada esneklik anlamında avantaj sağlamaktadır. Bir kamyon, marketlere mal taşırken, trenler veya diğer toplu taşıma araçlarına kıyasla doğrudan kapıya kadar ulaşabilmektedir. Üstelik, kırsal alanlarda ulaşımı sağlayan yollar olmasına rağmen, demiryolu ağı her bölgede erişilebilir değildir.
Çözüm: Üretimi Yerel Hale Getirmek
Bu soruna önerilen en önemli çözümlerden biri, “ekonomimizi biraz da yerel üretim ve tüketim merkezlerine yakınlaştırmaktır”. Bu sayede lojistik maliyetler ve taşıma ihtiyacı azalır. Ayrıca, daha az sera gazı salımı gerçekleştiren ulaşım biçimleri de tercih edilebilir. Örneğin, demiryolu taşımacılığı veya nehir ulaşımı gibi seçenekler, karbon ayak izini azaltmada önemli bir rol oynayabilir.
Ne var ki, son yıllarda bu yöndeki girişimler vaat edilen başarıyı yakalayamamıştır. Mesela, güney Fransa’dan Paris bölgesine kadar uzanan ve yaklaşık 20.000 kamyon yerine geçen “sert taşımacılık trenleri” girişimi, başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bazı uzmanlar, bu çözümlerin ekonomik olarak karlılığını sorgulamaktadır. Meyve ve sebze üreticileri ise, kamyonların sağladığı esnekliği kaybetmek istememekte, ürünleri tarladan doğrudan marketlere götüren kamyonların kullanımında ısrar etmektedirler.
Elektrikli Kamyonlar ve Gelecek Vizyonu
Bu nedenle, kamyonların kullanımının yakın zamanda tamamen sona ermesi öngörülmemektedir. Alternatif olarak, “karayolu taşımacılığını optimize etmek ve elektrikli araçlara geçmek” gibi çözümler üzerinde durulmaktadır. Elektrikli kamyonlar, karbon salımını önemli ölçüde azaltabilir ve ulaşım sektöründe sürdürülebilirliği artırabilir.
Siz de kendi sorularınızı sormak istiyorsanız, buraya tıklayabilirsiniz.




