Her cumartesi, tarihçi Fabrice d’Almeida eşliğinde güncel olayları yeniden gözden geçiriyoruz.
Fransız- Cezayirli yazar Boualem Sansal’ın Cezayir’de beş yıl hapis cezasına çarptırılması, onu ülkelerinde mahkum edilen yazarların uzun bir listesine katmış durumda. Bugün Türkiye’de gerçekleşen gösteriler sırasında, üzerinde durulması gereken bir başka önemli isim de Türk edebiyatının büyük temsilcilerinden Orhan Pamuk. Pamuk, 2005 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü almadan hemen önce, Zürich’teki Tages Anzeiger dergisine verdiği röportajda şunları söylemişti: “Türkiye’de bir milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü. Kimse bu konuda konuşmaya cesaret edemiyor, bu yüzden milliyetçiler bana karşı…”
Bu soykırım tanıması, Türkiye’de büyük bir infiale yol açtı. İstanbul’da yaşayan Pamuk, milliyetçilerce hakaret ve ölüm tehditlerine maruz kaldı. Birçok yetkili de onun hakkında lanetler yağdırdı. Üzerine hukuk devreye girdi. Ekim 2005’te, “Türk kimliğine hakaret ettiği” suçlamasıyla soruşturmaya başlandı. Aralık ayındaki duruşmaya giderken saldırıya uğradı. Hapis cezası riskiyle karşı karşıyaydı. Uluslararası baskı arttıkça, bu dava Türkiye’nin Avrupa gündemindeki olası üyelik sürecini tehdit eder hale geldi. Bu yüzden, Ocak 2006’da davalar düşürüldü. Aynı yılın Ekim ayında ise Pamuk, Nobel Ödülü’nü kazandı. Uluslararası prestijine rağmen, tehlike duygusuyla ABD’ye taşındı. Pamuk, aynı zamanda Erdoğan rejiminin en önemli muhalifi Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı da protesto gösterilerine katıldı. Ona göre, Türk demokrasisi sonuna yaklaşıyor.
Kurucu Olay: Zola’nın Dreyfus Davası Üzerine “İtham Ediyorum” Siirleri
Aslında, yazarların devlet aklını eleştiren bu tutumu, Dreyfus davasına kadar uzanır. İmza atan Emile Zola’nın, yanlışlıkla hainlik ile suçlanan Yahudi kaptan Alfred Dreyfus’u savunma kararı, bu tarz olayların temel örneğidir. Zola, 13 Ocak 1898’de ünlü J’accuse adlı makalesini yayımlar. Bu makaleden sonra 18 Ocak’ta hakaret davası açılır ve takip eden süreçte, toplam iki duruşmadan sonra, 18 Temmuz 1898’de Zola’ya ceza verilir: para cezası ve bir yıl hapis. Zola, mahkemeden kaçmak amacıyla İngiltere’ye gider. Ancak, bu kararı almasına sebep olan adaletin bozukluğunu bir kez daha görür: Dreyfus’un affedilmesinin yanı sıra, utandırıcı olan başka bir gelişme ise, devleti bu suçlardan ve darbeci generalleri aklamaya yönelik yasadır. Bu noktada dikkat çekmek gerek, zira bugün Boualem Sansal’ın affedilmesini bekliyoruz; fakat, bu olayla bağlantılı olarak, Arapça- Cezayirli generallerin isimlerinin aklanması veya yargılanmaktan kurtulması olası görünmüyor. Çünkü bu generaller, 2019 ve 2021’de, hem demokrasiyi sarsmış hem de büyük bir halk hareketi olan Hirak’ı ezmişlerdi. Gerçek iktidar sahipleri bunlar ve onların sözde otorite yapmaya çalıştıkları güç, ciddi anlamda zayıflamış değil.





