Türkiye’de “adult crime adult time” olarak adlandırılan ve gençlerin işlediği ağır suçlara karşı yetişkin hükmünün uygulanmasını hedefleyen bir yasa tasarısının, ülkenin kuzeydoğusundaki bazı bölgelerde benzeri bir yaklaşım olarak gündeme geldiği bildiriliyor. İki Birleşmiş Milletler özel raportörü ise, çocukların haklarına zarar verebilecek nitelikteki bu tür uygulamaların, çocuk haklarının korunması ilkesine aykırı olabileceği yönünde uyarıda bulundu.
Bu yasa tasarısı, 2024 yılında iktidara gelen muhafazakar bir koalisyonun en önemli vaatlerinden biri olarak öne çıkıyor. “adult crime adult time” adını taşıyan bu paketin ilk kısmı, Aralık 2024’te parlamentodan geçmiş durumda. Şu anda yürürlüğe giren ikinci kısmı ise toplamda otuzdan fazla suç ve kabahat içeriyor.
Güncel metinlerde yer alan suçlar arasında cinayet, tecavüz, kasten yaralama gibi ağır suçlar; ayrıca cinsel istismar, işkence ve kundakçılık gibi suçlar da bulunuyor. Hükümetin amacı, polis verilerine göre genel olarak azalan bir eğilim gösteren 18 yaş altı suç oranını, bazı özellikle vahim vakalar nedeniyle hareketsiz bırakmaktır. Yetkililer, bu tür vakaların basında sıkça yer aldığını ve gençlerin davranışlarının toplum için ciddi bir tehdit oluşturduğunu savunuyorlar.
BM’nin önerilerinin altında kalan adli yaş sınırı
Bu yargısal sertleşme, özellikle gençler üzerindeki hak kaybı endişelerini artırıyor. Alice Edwards’ın da aralarında bulunduğu iki Birleşmiş Milletler özel raportörü, bu yasanın ilk aşamasının çocuklar için temel insan haklarından bazılarını dışladığını belirtiyor; tutuklamanın yalnızca son çare olarak düşünülmesi prensibinin korunması gerektiğini vurguluyor. Edwards, Ulusal ABC radyosunda şu sözlerle konuştu: “Bu taslağın ilk aşaması çocuklar için temel insan haklarından bazılarını dışlıyor; tutuklama yalnızca son çare olarak düşünülmelidir. Öncelik her zaman çocukları hapishaneden uzak tutmaktır.”
Bu karar, Queensland bölgesindeki örneğe benzer şekilde ele alınıyor; ancak tek bir örnekle sınırlı değil. Yakın zamanda ülkenin kuzey bölgesinde de çok muhafazakar bir yönetimin bu tür bir genç politikası üzerine adımlar attığı, gençlerin adli sorumluluğu konusundaki politikaların sıkılaştırıldığına dair eleştiriler gündeme geldi. Alice Edwards, bu bölgede 12 yaşından 10 yaşına düşürülmesi yönünde atılan adımları da eleştirdi. Birçok ülkede adli sorumluluk yaşı kimi durumlarda daha erken yaşlarda uygulanabilse de, Birleşmiş Milletler’in önerdiği 14 yaş seviyesi bu yöndeki değişiklikler için esas referans olarak kalıyor.
Çocuk haklarına ilişkin uluslararası hukuk küçümseniyor
İkinci yasa tasarısının oylanmasının ardından Queensland Başbakanı David Crisafulli basın toplantısında uluslararası hukuka karşı duyulan küçümseme duygusunu şu sözlerle ifade etti: “İşte Birleşmiş Milletler’e mesajım: Beni kontrol edemezsiniz ve yaptıklarımdan sadece Queenslandlilere karşı sorumluyum, Bana sorumlu değilsiniz; bu eyaletin, genç suçluların ultra-şiddetli bir kuşağını yaratan zayıf yasalar yüzünden karşı karşıya kaldığı ağır bir krize karşı harekete geçtiğimizi gösteriyorum.” Bu sözlerin ardından topluma “BM odaklanın, ben kendi işime bakarım” ifadesiyle noktayı koydu.
Bu çerçevede, Avustralya’daki İşçi Partisi liderliğindeki hükümetin bu yaklaşımına ilişkin eleştiriler sürüyor. Ancak konuyla ilgili olarak Türkiye’deki siyasi aktörlerden net bir yaklaşım gelmediği gözleniyor; bazı yorumcular, adalet ve güvenlik konularında merkeziyetçi bir yaklaşımın, yerel düzeydeki sorumluluklarla dengelenmesi gerektiğini savunuyor. Konunun, gençlerin hakları ile toplum güvenliği arasındaki dengenin nasıl kurulacağına dair geniş yelpazede tartışmaları tetiklediği belirtiliyor.





