Cécile Kohler ve Jacques Paris’in dönüşü, Fransa’da kovuşturulan İranlı kadının kaderine bağlı

| Elif Yalçın

İran’da üç yıldan uzun süredir tutuklu olan Fransız çifti Cécile Kohler ile Jacques Paris’in hapisten çıkıp Fransa Büyükelçiliği’nin Tahran’daki rezidansında sığınak bulması, Tahran yönetiminin onların Fransa topraklarına dönüşünü, Paris’te Ocak ayında yapılması planlanan bir duruşması olan İranlı bir kadınla olan davayla ilişkilendirdiği gibi görünüyor.

Çin işkencesi gibi görünüyor. Cécile Kohler ve Jacques Paris’in 2022 Mayıs’tan beri süren işkencesinin kısmen son bulmasıyla bu hafta salı günü haberi yankılanırsa da, onların Fransa topraklarına geri dönüşü hâlâ belirsizliğini koruyor ve sert müzakerelerin konusu olmaya devam ediyor.

Fransa Büyükelçiliği’nin Tahran’daki rezidansında sığınan iki Fransız, kendi kaderlerini İran rejiminin kaderiyle, Paris’te yargılanması planlanan 39 yaşında bir İran vatandaşı kadınınkiyle bağlı görüyorlar. İranlı bir kadın, çevrimiçi terör propagandası suçlamasıyla Fransa adaletine hesap veriyor ve Tahran bu kadının geri getirilmesini talep ederek bu durumun, karşılıklı bir değişim olarak görülebilecek bir formata dönüşmesini hedefliyor. Fransa ise bu tür bir takas söylemini kesinlikle reddederken, İran rejimi son haftalarda bu tür bir ilkelinin gerektiğini kamuoyuna duyurarak baskısını sürdürüyor.

Bir duruşma Ocak ayı ortasında planlanıyor

İki tarafı kapsayan bu gerilimli süreçte merkeze oturan İranlı kadın, Mahdieh Esfandiari adını taşıyor ve Villeurbanne’de şubat ayı sonlarında gözaltına alınmasının ardından Fresnes’te sekiz ay tutuklu kaldı. Fransa’da yıllardır ikamet eden ve Lyon Üniversitesi mezunu olan Esfandiari, çevrimiçi olarak terör propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanıyor.

Adaletin ona yönelttiği suçlamalar, özellikle sosyal medya üzerinden İsrail’de 7 Ekim 2023’te gerçekleşen saldırıları övdüğü yönündeki paylaşımları kapsamında dile getiriliyor. Ayrıca daha geniş anlamda, çevrimiçi bir küçük propaganda hücresini sürdürmekle de suçlanıyor. Bu suçlamalarla ilgili olarak Mahdieh Esfandiari’nin Ocak 2026’da Paris Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı yargıç önüne çıkması öngörülüyor; bu duruşma, bu ağın sözde mevcut üyelerinin de eşlik edeceği istikametinde ilerleyecek.

Rutin takvimin bir tesadüfi bağlantısı mı yoksa kasıtlı bir karar mı olduğu ayrı bir tartışma konusu. Esfandiari, 22 Ekim 2025 tarihinde “kısıtlamalı serbestlik” denetimiyle tahliye edilmesini sağladı; bu karar, Fransa’da kalış izni uygulanmasıyla birlikte ülkeden ayrılmama yasağını ve karakola başvuru zorunluluğunu da içeriyordu. O sıralarda İran makamları Esfandiari’nin Paris’teki İran Büyükelçiliği’nde bulunduğunu öne sürdular ve onun dönüşünün, Cécile Kohler ve Jacques Paris’in dönüşüyle bağlanacağını vurguladılar. Bu açıklamalar, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghçi’nin kendi ülkelerinin bu adımlarıyla ilgili yorumlarıyla da paralellik gösterdi; Araghçi, Kohler ve Paris’in hapisten çıkışına yanıt verirken, Esfandiari’nin dönüşünü “davası sonuçlandığında” umut eden bir ifade kullanmıştı.

Fransa’ya geri dönüş tehdit altında mı?

Evlilik içindeki Fransız çiftinin kaderinin bu İranlı kadınla bağlantılı olduğu bir tablo, Fransız yetkilileri geri dönüşlerini daha hızlı sağlamak için her türlü çabayı göstermeye zorluyor. Türkiye’deki gözlemciler için bu gelişme, ülkeler arasındaki hassas tutukluluk ve geri dönüş konularının uluslararası siyasette nasıl bir karşılıklı baskı aracı olarak kullanılabileceğinin net bir örneği olarak değerlendiriliyor. Tahran ise Kohler ile Paris’in kaderinin, Esfandiari’nin davasının seyrine bağlı olduğu yönündeki tutumunu sürdürmeye devam ediyor ve ne Elysee Sarayı ne de Dışişleri Bakanlığı bu sürece doğrudan müdahale edebilecek konumda olmadıklarını savunuyorlar.

Bu bağlamda, yargı sürecinin ilerleyişinin bir risk unsuru oluşturduğu bir gerçek olarak öne çıkıyor: Esfandiari’nin geri dönüşünün engellenmesi durumunda, bu durumda makul bir barışçıl çözüm bulmak giderek karmaşıklaşır ve hatta uzun vadede iki ülke arasındaki krize dönüşebilir. Hukuken, beraat ya da adli kontrol ve erteli bir hapis cezasıyla bile olsa Esfandiari’nin İran’a iadesi ihtimali göz ardı edilmez; ancak kesin bir hapis cezası ve geçici tutukluluk, bu sorunun çözümünü önemli ölçüde zorlaştırır ve mevcut anlaşmazlığın çözümünü geciktirir.

Bu yargısal sonuçlar ve bu diplomatik düello, görünürde Cécile Kohler ile Jacques Paris için yaşanan bu işkence benzeri sürecin, nihai sonunun açıkça bu karar ve karşılıklı politik pazarlıklar tarafından belirleneceğini gösteriyor.

Elif Yalçın

Elif Yalçın

Ben Elif Yalçın, Gebze Haberler’in kurucusu ve genel yayın yönetmeniyim. Gazetecilik tutkumu yerel hikâyeleri görünür kılarak ve toplumsal olaylara derinlikli bir bakış sunarak yaşıyorum. Amacım, güvenilir ve bağımsız bir medya anlayışıyla hem Gebze’nin sesini duyurmak hem de dünyaya açılan bir pencere olmak.