Kırmızı Bezelye: Louis XIV’i Çılgına Çeviren Baharatlı Sebze ve Tazeleriyle Mayıs-Temmuz Aylarında Hasadı

| Elif Yalçın

İşte mevsimsel olarak taze olarak tüketmek için en uygun zamanlar! Bezelye, mayıs ve temmuz ayları arasında toplanıyor.

Şu anki mevsimin gözdesi olan bezelye, baharın ve yazın gelişinin simgesi haline geldi. Mayıs ortasından temmuz ortasına kadar hasat edilen bu küçük sebze, hem pratikliğiyle hem de eşsiz tadıyla sofraların vazgeçilmezi oluyor. Türkiye’de de özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde tarlalarda toplanan taze bezelye, onun tazeliği ve aromasıyla fark yaratıyor. Meyve ve sebze pazarlarında, taze ve canlı görüntüsüyle hemen fark edilen bezelye, misafirlerin beğenisini kazanıyor.

Lezzetli yemekler yapmak oldukça kolaydır. Sade haşlanmış veya kabuklarıyla satılan bezelyeleri, humus tarzında püre haline getirebilir, sıcak veya soğuk çorbalarda kullanabilir, haşlama suyuyla hazırlanan lezzetli sulu yemekler yapabilirsiniz. Ayrıca, marulla veya taze nane yapraklarıyla birlikte garnitür olarak sunmak da oldukça güzel olur. Ünlü aşçı Thierry Marx, bezelyenin kabuğunun da değerlendirilebileceğini öneriyor. Kabuğu, biraz zeytinyağıyla centrifuge edilerek elde edilen sıvı, tabakta küçük bezelyelerin yanında hafifçe ısıtılarak sunulabilir ve böylece yemeğe şık ve doğal bir görünüm kazandırılır.

“Büyükannem iyi pişirirdi. ‘Öğlen ne yiyoruz?’ diye sorardık. Bahçeye gidip taze bezelye ve yeni hasat soğan toplardık. Bu, doğadan sofraya ulaşan, yakın ve samimi bir deneyimdi. Saat 11:30’da bezelyeler toprakta canlı, 13:00’e doğru ise sofralarda olurdu. Bu, tadın doğallığında bulunuyordu.”

Alain Ducasse

Gebze Haberler’ya göre

Bu hikayeyi dinlerken, Thierry Marx da doğadan sofraya ulaşmanın önemini vurguluyor ve ne yazık ki bu bağın uzunluğu uzadıkça, ürünün tazeliği ve lezzeti azalıyor. Nice mutfağının büyük şeflerinden Jacques Maximin de, “Mutfak, yemek hazırlamak için zaman istemez,” diyerek, yemeğin tazeliği ve hazırlanış süresinin önemini belirtiyor. Bu yüzden, mümkünse tüm hazırlıkların olabildiğince ‘sıfırdan’, yani taze ve saniyeler içinde yapılması en idealidir.

La Quintinie’ye teşekkürler

Bezelye, Fransa’ya Kraliyet Düğünü sırasında, Louis XIV döneminde limonacıları aracılığıyla gelmiştir. Bu sebzeyi saraya ilk getiren, büyük olasılıkla İtalya’dan gelen limonacı olmuştur. Kraliyet bahçıvanı Jean-Baptiste de La Quintinie, bu yeni sebzeyi Versailles Sarayı’ndaki bahçede yetiştirmeyi başarmış ve onu çok sevmişlerdir. O kadar ki, kral bu sebzeye adeta aşık olmuş ve sürekli yiyerek hasta olmaya başlamıştır. Hükümet ve saray çevresi de aynı yoğunlukta bezelye tüketmiş ve onlarca kilo bezelye, sofralarına girmiştir.

“Çiğ halde, biraz şekerli bir şeker gibi fazla yenmemeli çünkü bezelye, midede ve bağırsakta fermante olmaya başlar.”

Thierry Marx

Gebze Haberler’ya göre

Bezelyenin tadı oldukça güzeldir ve sağlığa birçok faydası bulunur. Demir, magnezyum ve protein içerir, böylece hem lezzetli hem de sağlıklı bir seçenektir. Tüm bunların yanı sıra, özellikle taze ve doğal haliyle tüketildiğinde, bedenimize gerçekten iyi gelir. Türkiye’de de bahar aylarında tarlalarda, pazarlarda ve sofralarda görmeye alıştığımız bezelye, hem sağlıklı hem de lezzetli bir mevsim sebzesidir.

Elif Yalçın

Elif Yalçın

Ben Elif Yalçın, Gebze Haberler’in kurucusu ve genel yayın yönetmeniyim. Gazetecilik tutkumu yerel hikâyeleri görünür kılarak ve toplumsal olaylara derinlikli bir bakış sunarak yaşıyorum. Amacım, güvenilir ve bağımsız bir medya anlayışıyla hem Gebze’nin sesini duyurmak hem de dünyaya açılan bir pencere olmak.