İstanbul’un çok sevilen belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, Türkiye genelinde büyük bir tepki dalgasını beraberinde getirdi. Salı günü İstanbul’da yüz binlerce kişi sokaklara çıkarak hükümeti ve adaletsizliği protesto etti.
29 Mart Cumartesi günü İstanbul’da yüz binlerce kişi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin çağrısıyla bir kez daha meydanlardaydı. Aylar önce mahkemelerin kararlarıyla gözaltına alınan ve tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması talebiyle düzenlenen gösterilere katılım oldukça yoğundu. Güvenlik güçlerinin sert müdahalelerine rağmen, göstericiler demokrasi taleplerinden vazgeçmeden seslerini duyurmaya devam ediyorlar. Bu protesto, Erdoğan rejimine ve adalet sistemine karşı büyük bir sessiz ayaklanma olarak görülüyor.
Maltepe meydanında yoğun katılım ve dayanışma
Bosphorus’un Asya kıyısındaki Maltepe’de, pek çok gösterici Ekrem İmamoğlu’na destek amacıyla toplanan imza standlarının önünde bekliyor. Katılımcılar arasında kimliği gizli tutmak isteyen, ama kendisini Atatürk’ün gözü olarak tanımlayan, onun devrimlerine ve ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir kadın da vardı. Bu kadın, adını vermek istemeyerek;
“Ekrem İmamoğlu’na ve haksız yere cezaevine konulan bütün dostlarımıza destek olmak için buradayım,” diyerek sözlerine başladı. “Korkmuyoruz. Halk ayakta. Elbette seçimlerin erkene alınmasını istiyoruz, ama mesele sadece İmamoğlu ile sınırlı değil. Bu, demokratik bir mesele. İşte bunu savunuyoruz. İmamoğlu’nun tutuklanması, kırmızı çizgimizi çizdiğimiz noktaydı.”
Her yaş grubundan büyük gösteri
Yoğun katılımda, İmamoğlu’nun gülen yüzünün yer aldığı posterler sıkça görüldü. Herkes aynı sloganı tekrarlıyor: “Hak, hukuk, adalet!” Salona ve meydanlara yayılan binlerce kişi, ve özellikle gençler, demokrasi talep ediyorlar. Bunlardan biri, bir üniversite öğrencisi:
“Burada olanlar gerçekten çok kötü, bu tam bir yıkım,” diyerek hüzünle anlatıyor. “Direnmek zorundayız. Biz bu milletin gençleri olarak sorumluyuz. Buna karşı gelen sistem, bizleri yok etmeye çalışıyor.”
Bir kadın ise başörtüsüyle, Türk bayrağını gururla sallayarak şunları anlatıyor:
“Gelecek bizim çocuklarımız için karanlık görünüyor. Üniversiteden mezun olabiliyorlar; 30 yaşına kadar eğitim alabiliyorlar. Ama kontaktör olmasalar, Mütevellilik veya bağlantı kurmasalar, iş bulamıyorlar. Bu gençlerin hayatı artık değersizleşti. Bu yolculuğu göze alarak buraya geldim çünkü bizim gençliğimizin geleceği söz konusu.”
Yanında duran yaşlı bir adam ise, yüksek sesle bağırıyor: “Tayyip, istifa!”
Kendisi, yerel bir gazeteci ve gösterilere katılmasının nedenini şu sözlerle açıklıyor:
“Recep Tayyip Erdoğan’a karşı adalet ve hukuk için buradayım. O benim torunum ve onun haklarını savunmak istiyorum. Korkmuyoruz, bana burada bir şey olsa da, hakkımızı savunmak için mücadelemizi sürdürürüz. Polisi ne zaman isterlerse buraya gelir, bana dokunamazlar. Direnişimizi sonuna kadar devam ettireceğiz, geriye dönüş yok.”
İşte bütün umut, Türkiye’nin dört bir yanındaki halkın bu hareketi uzun süre canlı tutması ve yıldız gibi parlamasıdır. İstanbul ve kentler arasındaki birlikteliğin devamı, muhalefetin en büyük hedeflerinden biri haline geldi.





